|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İyinin de Kötünün de Yüzü... |
|
|
|
|
|
|
|
Derleyen: Özüm Larçın –
Bütün Dünya |
|
|
|
|
|
|
|
Leonardo da Vinci “Son Akşam
Yemeği” adlı tablosunu yapmaya karar verdiğinde, iyi ve
kötü kavramlarını aynı tablo üzerinde
nasıl göstereceği sorunuyla karşılaşmıştı.
Çünkü tablonun hem etkili hem kolay algılanabilir
olmasını istiyordu. Kısa bir değerlendirmeden sonra iyi
için İsa’yı, kötü için ise
Yahuda’yı simge olarak kullanmaya karar verdi. Böylece
mesajını daha canlı ve insan belleğinde daha derin iz
bırakacak biçimde iletmiş olacağına kendini
inandırdı. Kötülüğün simgesi
olarak Yahuda’yı seçmesinin bir nedeni vardı elbette;
çünkü Yahuda son akşam yemeğinde İsa’ya
ihanet etmeye karar veren ve İsa’nın 12 yakın
takipçisinden (havarisinden) biriydi. Leonardo tasarılarına en uygun
modelleri bulmak için araştırmalara başladı.
Aradığı modeli bulmak için pazar yerlerini,
meydanları dolaşıyor; konserlere gidiyordu. Bir yandan da elde
ettiği verilere dayanarak sayısız taslak ve eskizler
çiziyordu. Zaman akıp gidiyordu. “Son Akşam
Yemeği” üzerine çalışmaya
başlamasının üzerinden 3 yıl geçmişti,
tablo neredeyse tamamlanmak üzereydi; ancak Leonardo, Yahuda için
kullanacağı modeli bir türlü bulamıyordu. Öte
yandan
çalıştığı kilisenin kardinali, tabloyu
bir an önce bitirmesi için kendisini
sıkıştırıyordu. Titiz ve kararlı çabaları
sonunda aradığını bulabildi. Bir gün,
kaldırım kenarına yığılıp kalmış
bir adama rastladı. Adamın yüz ifadesi, kılık
kıyafeti Leonardo’nun ilgisini çekti. Adam erken
yaşlanmış, paçavralar içinde, kendinden
geçmiş sarhoş bir durumdaydı. Hemen
yardımcılarını çağırdı ve
güçbela olsa da adamı çabucak kiliseye
götürmelerini söyledi. Yardımcıları hiç
zaman kaybetmeden paçavralar içindeki bu genç adamı
kiliseye taşıdılar. Kiliseye vardıklarında onu
güçlükle ayağa diktiler. Zar zor ayakta duran adam
bulunduğu yere neden getirildiğini, neden ayakta durmaya
zorlandığını daha anlayamamıştı bile.
Ancak kendisinin sokaktan kaldırılıp buraya
taşınmasını isteyen kişiyle karşı
karşıya olduğunun ayırdındaydı. Kim
olduğunu bilmediği bu gür sakallı adamın sık
sık kendisine baktığını ve önündeki
dört köşe bez parçasına bir şeyler
çiziktirdiğini de görebiliyordu. Zavallı adam başına neler
geldiğini anlamamıştı. Paçavra |
|
|
|
|
|