|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İki bölümden oluşan bu
dizimizde, insanlığın evrimine katkıda bulunan kişilerin
önce, “insansal özelliklerini yansıtan yaşam
öyküleri”ni sunuyor, sonra da ileriki sayfalarımızda, bu kişinin insanlığa
katkısını açıklıyoruz. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Anne Sevgisiyle Avunan Ressam |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
“Ben nerede olursam olayım
yalnızlığa tutsağım. Sevmek ve sevilmek benim
hakkım değil. Beni tek seven sensin anne. Ben de seni çok seviyorum ve bu sevgiyle kendimi
avutacağım. Yarın Montmartre’a dönüyorum. Beni sakın düşünme
ve benim için üzülme... Hoşçakal...” |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Uşak, elinde gümüş bir
tepsiyle salona girdi ve doğruca kontesin yanına gelerek tepsinin
içindeki küçük notu saygılı bir
biçimde ona uzattı. Kontes notu aldı, okur okumaz bir
sevinç çığlığı attı ve
“Sevgili Henry, yanımızdaki köşkün sahibi ve
benim çocukluk arkadaşım Angelique artık burada
yaşamaya karar verip geri dönmüş ve bu gün
akşam üzeri kızı ile birlikte bizi ziyarete gelmek
istiyor” dedi. “Biliyorsun kızı Denise senin
yaşında. Gelmeleri çok iyi oldu. Buradaki günlerimiz
eminim ki, çok daha hareketli, daha neşeli geçecek.” Gerçekten de günler çok dolu
ve zevkli geçmeye başlamıştı. Yeni bir yaşam
programı kendiliğinden kuruluvermişti. İki eski dost
Angelique ile Adele’nin birbirlerine anlatacak o denli şeyleri
vardı ki... Onlar her öğleden sonra terasta sohbete
daldıklarında Henry ve Denise de uzun araba gezilerine
çıkıyorlardı. Henry yürümekte zorluk
çektiği için yürüyüş yerine araba
gezilerini yeğliyorlardı. Denise’in yaşamına girmesiyle
Henry’nin günleri de düzenli ve dolu geçmeye
başlamıştı. Tembellik edecek zamanı yoktu.
Üstüne başına da özen gösterir olmuştu.
Yeni takım elbiseler ısmarlıyor, hergün tıraş
oluyor, sakalını titizlikle tarayıp biçim veriyordu. Zevkleri
birbirine uyduğu için arkadaşlıkları da
gittikçe yoğunluk kazanıyordu. Ekim ayıyla birlikte gelen yağmurlu
havalar araba gezilerini aksatmaya başlamıştı. Ama onun
yerine çok daha güzel bir uğraşıları
vardı. Henry, Denise’in portresini yapıyordu. Gün boyu
Denise sabırla kımıldamadan duruyor, Henry ise bu
güzelliği tabloya taşımak için tüm
yeteneğini gösteriyordu. |
|
|
|
|
|
|