Engin’den Gözlemler İzlenimler

Engin Ünsal

 

 

 

 

 

 

 

 

Kayseri’nin eksi 20-30 olan kış gecelerini o beton üzerinde

sobasız nasıl geçirdiğimizi, nasıl o gecelere dayandığımızı

bugün bile şaşkınlıkla anımsıyorum. Bizi o gecelerde taşıyan,

o soğuğa teslim etmeyen, içimizi sımsıkı saran ılık bir şey

vardı: Özlem... O soğuk gecelerin kucağında sevdiklerimizin

özlemi, onlarla donattığımız düşler bizi ayakta tutardı.

 

 

 

 

 

Kayseri’nin Beyaz Geceleri

 

 

 

 

 

Ne zaman odalarda yalnız başıma kalsam, ne zaman akşamları yatağımda başımı yastığıma koysam sürekli o yıllara götürüyor beni düşüncelerim... Nedenini bilmediğim bir biçimde sürekli o yılları düşünüyor ve inanılmaz bir biçimde o yıllara dönmek istiyorum.

O yıllar Kayseri’nin on kilometre dışında bir ilçede Ali Dağ’ın yamacına kurulmuş şato gibi bir okuldaydım. Okul ve eklentileri geniş bir alana yayılmıştı. Binalar 1830’lu yıllarda yapılmıştı; ama usta ellerden çıktığı belli oluyordu. Gizemli bir görüntüsü vardı hepsinin. Çok uzaklardan bir akşam vakti okula geldiğimizde babam da ben de ürpermiştik. Binaların ve çevrenin, insanı korkuyla dolduran bir havası vardı. Dağın eteğinde, yüksek bir tepeye kurulmuş ve karanlıkla konuşan hayaletler gibiydi o yorgun görünüşlü yapılar.

Çevrede alabildiğine uzanan üzüm bağlarını gördük sabah olunca... Okulun yüzü Kayseri Ovası’na dönüktü. Ön tarafta Kayabaşı denen yerde durup büyülü bir güzellikle önümüzde uzanan Kayseri Ovası’nı hayranlıkla seyrettik. Sonra babam okulun önünden ilçeye bağlanan yola inen merdivenlerden ağır ağır uzaklaştı. Aşağıya varınca dönüp bana el salladı ve yolun kıvrıldığı noktada gözden kayboldu.

Aniden tek başına kalmanın ve hiç tanımadığın başka insanların arasında olmanın verdiği çekingenlik ve korku kısa zamanda çocukluğun o uçarı havasında yok olup gitti ve benim 1947 yılında