Özlemin Tadı Başkadır

Eser Tutel

 

 

 

 

 

 

 

 

Tuvalet sözcüğü de aslında Fransızca’dan gelip dilimize girmiş.

Aslı, “Cabinet de toilette”; yani temizlik odası... İyi güzel de,

neredeyse yüzelli yıl öncesine değin Fransa’da evlerde, hatta

saraylarda bile doğru dürüst tuvalet yokmuş! İnanılacak

gibi değil; ama yokmuş işte! Varsa oturak, yoksa oturak!

 

 

 

 

 

“Aman ‘Hoya’lara Basmayalım!”

 

 

 

 

 

Amerika’da, senatör adaylarından biri, Kızılderililer’in yaşadığı geri kalmış yöreye seçim konuşması yapmaya gitmiş.

Senatör adayı, daha ilk gittiği köyde hevese gelip Kızılderililer’i çevresine toplamış, başlamış bol keseden vaatlerde bulunmaya...

“Görüyorum ki burada çok ilkel koşullarda yaşıyorsunuz” demiş. “Bizim partimize oy verirseniz, sizleri en kısa zamanda kalkındırırız!”

Kızılderililer’in asık suratlarında hiçbir heyecan belirtisi görülmemiş. Yalnız hep bir ağızdan, “Hoya!” diye homurdanmakla yetinmişler.

Senatör adayı devam etmiş:

“Sizleri en kısa zamanda çadırlarda yaşamaktan kurtaracağız! Hepiniz ev sahibi olacaksınız! Köyünüze hastane, okul yapacağız!”

Kızılderililer yi-    ne, “Hoya!..” diye homurdanmışlar.

Bizimki biraz daha cesaret alarak vaatlerde bulunmayı sürdürmüş:

“Sizlere iş bulacağız! Bol para kazandıracağız!”

“Hoya!”

“Köyünüzü, demiryoluyla kente bağlayacağız!”

“Hoya!”

“Hepinize uçsuz bucaksız tarlalar vereceğiz!”

“Hoya!”

Bizimki seçim konuşmasını bir süre daha sürdürmüş. Her seferinde de Kızılderililer’den “Hoya!” karşılığını almış.

Konuşma sona erince Kızılderililer’in reisi, senatör adayına, “Beyaz Adam! Madem ki bizlerle bu kadar yakından ilgileniyorsunuz, size teşekkür etmek isteriz” demiş. “Bizim öyle büyük fabrikalarımız, zengin iş yerlerimiz filan yok ki, sizi gezdirip gösterelim... Tek varlığımız, atlarımızı besleyip barındırdığımız ahırımız... Arzu ederseniz ben öne geçeyim, sizi atlarımızı göstermeye götüreyim.”

Sonra durmuş, “Ama dikkat edin” de