Memleket Özlemi

İlyas Halil

 

 

 

 

 

 

 

 

Bakınca yüzüne, sevmek öyle kolaydı ki... Gözlerinde

gül kokusu hazır... Yalnızlığa, öksürüğe, soğuk algınlığına

iyi gelecekti. Öksürdüğüm gün, adını mırıldanmalıydım.

 

 

 

 

 

Sihirli Yıllarım...

 

 

 

 

 

Kimse benim kadar Mersin’e vurulmadı. Martılarını seyrederken yüzü rüzgardan ıslanmadı. Kimse eften püften bir ilan-ı aşkla sevgiyi yakından tatmadı. Kent sevgili değil, eli kırbaçlı haspa... İnsafsız yazlarına karşın ince endamlı, süt bacaklı gelindi, geceleri yatakta limon kokan... Tüm gece anlatacak bir şey bulurdu, ağustosböcekleriyle...

Çocuktum. Yazın sokakları toz, toprak içindeydi. Rüzgarda tozdan göz gözü görmez, bir şey seçemezdim. Güneş demirci ocağından sıçramış kıvılcım, düştüğü yeri yakardı. Soluk alınca ateş çekerdi kişi içine... Yanardı.

Yağmurlu mevsiminde olduğum yerde çakılı, koşmak istesem koşamazdım, sokaktaki su birikintilerinden... Ayakkabılarım yapışır kalırdı kil çamuruna...

Büyüdükçe ben, baharlar büyüdü benimle, bin kokulu mevsim oldu. Kulağının ardında, elma çiçeği saçında turunç kokuları bir kız... Nisan, mayıs...

Sokağımızın kızları ondokuza basınca sokağımızın tozu, çamuru yok oldu. Ben bıyığı   henüz terlemiş, yüzü sivilceli genç... Utanmadan, yüzüm kızarma-dan bakamıyordum kızlarına sokağımızın...

Binbir kokulu bir bahar akşamının birinde, sevginin, sevgiliyle ilgisi olmadığını öğrenecektim.

Tannus Amca’nın kı-zı Defne büyümüştü. Tozu, çamuru unutmuştu. Defne’de sihirli şeyler bulmuştum. Hani çok zor değildi, Defne’nin olduğu yere başımı çevirmek... Her an “Bak” diyordu Defne, “Ben buradayım.”