|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Savaştan sağ kurtulabilen Erzen
halkı, Kalikala’ya sığınır ve buraya kendi kentlerinin adını
verir. Ancak “Erzen” adlı iki yerleşim yeri daha vardır; biri
İran’da Şiraz yakınlarında, diğeri Silvan ile Siirt arasında. O
nedenle kent, diğerleriyle karıştırılmasın
diye, Erzen-i Rum (Rum Erzeni), Erzen ür-Rum, Erzen Rum gibi adlarla anılır. Bu
söyleyişler zaman içerisinde kentin bugünkü
adı Erzurum’a dönüşür. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yer Adları (II) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Geçen sayıda da yer adlarına
değinmiş ve halkın yabancı sözcük ve kurallarla
oluşturulmuş yer adlarına tepkisini, onları zaman
içinde ağzında yoğura yoğura –anlamlı,
anlamsız– başka adlara nasıl
dönüştürdüğünü gösteren
örnekler vermiştim. Konuya bu ay da devam edeceğim. Diyarbakır: Bu ilimizin,
sanıldığının aksine, “diyar-ı
bakır” yani “bakır diyarı” olmakla bir
ilgisi yok. Tarihi kaynaklara göre,
Bizans’ın egemenliği altında bulunan kent, ilk Arap
fetihleri sırasında (639) ele geçirilir ve
“Amid” veya “Amida” olarak anılır. 16.
yüzyıla kadarki Osmanlı yazmalarında da şehrin
adının “Amid” olarak geçtiği
görülür. Kenti ele geçiren ve oraya yerleşen
Arap kabilesinin reisi “Bekr bin Va’al” adına
yöre, “Bekr’in ülkesi” anlamında
“Diyar-ı Bekr” olarak anılmaya başlanır,
sonradan “Diyar-ı Bekir / Diyarbekir”e
dönüşür. Cumhuriyetin kabulünden sonra il konumuna
getirilen Diyarbekir, 1937’de çıkarılan bir kanunla
“Diyarbakır” olarak değiştirilir. Erzurum: 1071 Malazgirt savaşına kadar
Anadolu’nun büyük bir bölümü Doğu Bizans
toprağıdır ve “Diyar-ı Rum” (Roma
ülkesi), daha sonraları da “Rumeli” olarak
anılır. (“Anadolu” adı, İÖ
III. yüzyıldan bu yana kullanılageldiği ileri
sürülen Eski Yunanca “anatole”den,
“güneşin kalktığı, yani yükseldiği,
doğduğu yöndeki ülke, Ege’nin doğusu
anlamındadır.) Romalıların bu bölgeye
yayılmalarından önce Erzurum’un bulunduğu yerde
“Karin, Karna” diye adlandırılan bir kent vardır.
Kentin bulunduğu bölgeye de “Karnei Kalhak” deniyor.
Arap tarihçileri bu adı, kendi söyleyişlerine
göre, “Kali-kala”ya dönüştürür. (Bazı kaynaklarda “halı”
sözcü |
|
|
|
|
|
|